30 Eylül 2011 Cuma

Kadınlara Bedava Bilet , Pozitif Ayrımcılık ?

Kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim ama, ne bir futbolcu ismi bilirim, ne de bu oyunu severim. Futbolla alakam en fazla arkadaşlarla buluşulup izlenecek sosyal bir olay olmasıdır. Doğrusu İzmir'den İstanbul'a geldiğimde de , bu Fenerbahçelilik durumumu da sorgulamıştım, Fenerbahçe "camia" sı sanki diğer semtler arasında en snobu, en bana uzak olanıydı. Maç çıkışı Bağdat Caddesi'nde zafer turu atmak değil, ne bileyim maç öncesi Kazan'da kızlı - erkekli içen Beşiktaşlı grup daha yakın gelmiştir bana.

Neyse efendim...

Şimdi bu kadınlara ve çocuklara bedava olayını geçen gün Fenerbahçe yaptı biliyosunuz, şimdi de federasyon tüm maçlar için geçerli yapmış bunu. Ben de bir kadın olarak diyorum ki ;

Aman yapmasaydınız, lütfunuz eksik olsun ! Gördük Fenerbahçe maçından sonra en klas geçinen köşeyazarlarının avam tespitlerini, gazetelerdeki müthiş zeka ürünü esprili manşetleri , ana haber bülteninde maçı kazandık diye sevinen kadınlara dakikalarca gülen anchormanleri , facebook iletilerine kadın taraftarın resmini yapıştırarak dalga geçen taraftarı .

Hep aynı cümleler , en cilalı paketin altında bile aynı anlayış . Dizi seyreden kadın. Ofsaytı bilmeyen kadın. Tiz sesiyle tezahürat yapmaya çalışan kadın. Birbiriyle kavga eden kadınlar. Kaç puan aldığımızı bilmeyen kadın .

Erkekler kulübüne asla kabul edilmeyecek kadın. Kimse söyleyemiyor işte açıkça.

Bazı elbiseler üzerimize olmuyor.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Kuzey - Güney - Doğu - Batı


Kuzey - güney'in başlamasını bekliyorum. Dizi hakkında sarkastik bir tespit yapacak filan değilim , gayette düz mantık türk kadınıyım , hoşuma gidiyor. Yalnız o başroldeki kız , olmamış mı ne ? Sanki ağzının içinde yutamadığı bir lokma varmış gibi konuşuyor, ben izlerken geriliyorum.

Ayrıca hangi gen havuzuna binaen bu ikisi kardeş olabiliyor anlamadım , valla ben o anneye biraz şüpheli gözle bakarım arkadaşım .

Bir de bu Kıvanç nasıl zayıflamış , neden bunu bizlerle paylaşıp 20 röportaj ermiyor, 10 televizyon programına çıkmıyor , kendi adını verdiği %100 zarasız bitkisel zayıflama hapları çıkarmıyor ? Para kazanmak istemiyor mu, ya da daha akıl edemedi mi çocukcaaz? Kıvanç , o menejeri kov ve beni dinle bebeğim, daha meşhur olamazsın belki ama daha fazla para kazanabilirsin...

Doğuştan gelen bir talihsizlik mi yoksa şans mı bilemeyeceğim durumla her zaman zengin , şımarık , hafif saftirik kız rollerini oynayacak olan Bade İşçil , en son durdurulamaz bir şekilde yürüyordu bildiğim.

Rolüne uymuş da , şimdi yani , kim bakar Güney ' e , kim takar Yalova Kaymakamını , kuzey dururken allasen. Bizi mi kandırıyonuz ya?

Hayır daha da önemli yazacak yüz milyon şey var, kalktım Cengiz Semercioğlu'ndan beter TV yazısı yazdım.

Boş insanım vesselam .

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Mütevazi istekler

- Maymunlar Cehennemi filmine gitmek istiyorum.
- Eren ben evden çıkarken ağlamasın ve kuul bir şekilde "baaayyy" yapsın istiyorum .
- Evimize artık taşınalım istiyorum.
- Akupunktur ya da akapunktur sana verdiğim paralara değsin istiyorum.
- İnsanlar beni hep 20'li yaşlarımda zannetsinler istiyorum .
- İşimde daha başarılı olmak istiyorum.

Ya çok şey mi istiyorum ?

26 Haziran 2011 Pazar

Tatiiilllll Gooşş


Aghhhh tatile gitmek istiyorummm !!!

Televizyonda tüm ünlülerin Bodrum ve Çeşme'de görüntülendiği yetmiyormuş gibi bir de Survivor çıkardılar başımıza. Bizim denizler yetmedi okyanus havası alıyoruz. Sokaklarda herkes bronz. Herkes yeni tatilden gelmiş gibi.

Bizim site de bu nispet durumları benim açımdan değişmiyor ben işten eve dönüp tosunovski ile vakit geçirmeye çalışırken havuz kenarında yatmaktan mayışmış bünyeler evlerine ilerliyor.

Geçen sene bugünlerde Çeşme'de tek sorunum şezlongta sağdan sola dönerken harcadığım efordu üstüne üstlük !

Acilen bir tatil planı yapıyorum. Akli dengeyi, yaşama sevinci yitirmeden, acilen !

12 Mayıs 2011 Perşembe

Bayağı Oldu Görüşmeyeli

Yasaklar masaklar canımı sıkıyo ya.
Ne yazıyım şimdi. Özet geçiyim .

Hayat güzel bana .
Seni seviyorum . Teşekkür ederim. Beni affet . Özür dilerim

26 Şubat 2011 Cumartesi

Çok Değil , 5 Sene Önce...

Bundan çok değil 5 yıl önce...

- Evli değildim, çocuğum da yoktu.
- Tek başıma Ali Sami Yen stadının dibinde giriş katı ve pencereleri demirsiz bir evde yaşıyordum ( Bu ne cesaret??)
- 13 kg daha zayıftım
- 6 kredi kartına bayağı bir borcum vardı , bir kuruş birikmiş param da yoktu
- Hiç sevmediğim bir işte çalışıyordum
- Saçlarım sarıydı
- Günde 1 paket sigara içiyordum
- Ehliyetim de yoktu , arabam da
- Kendime güvenmeyi daha öğrenmemiştim.

Şimdi bakıyorum da, gençliğime methiyeler düzmek, ah keşke 25 olsam tekrar demek gelmiyor hiç içimden.
O başka bir insanmış, o kız şimdi nerede bilmiyorum. Bir dönem aynı isimi paylaştık onunla , sonra o gitti ben kaldım sanki. Yaşlanmak da değil, büyümek de. Değişmek işte bu, nefes aldıkça değişmek.

5 sene de her şey mi değişir ? 5 sene bu kadar uzun bir zaman mı gerçekten ?

24 Şubat 2011 Perşembe

Bir Kere Değil İki Kere...


Bir kere değil, iki kere.

İyi olmayı diliyorum, her şeyin iyi olmasını, yoluna girmesini, affedilmeyi, şükürlerimin kabul edilmesini.
Arınmayı diliyorum, basitleşmesini her şeyin, hedeflerime ulaşmayı ve hiç de uğraşmamayı. Kavgasız sıkıntısız elde etmeyi, kimseyi üzmemeyi.
Bir kere değil iki kere,
Artık bazı şeylerde tırmanmadan önüme gelisn, kendi kendine yoluna girsin istiyorum.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Ne Ara ??


" Sürekli büyüyor efendim durduramıyoruz !"

Çocuk dediğin de böyle bir şeymiş işte. Sabahları evden çıkarken "böhüüüü" diye ağlıyor, kşam eve girdiğinde kafasını çevirip bakmıyor. Seni bazen öpüyor bazen sallamıyor. Aha anne dedi derken "papapapapapa" diye babasına koşuyor. Kafasında üç tel saçını gözünün önüne düşürüp durmadan "püf püf" üflüyor. Önüne koyduğun bisküvileri kendi yiyor, önünden çekersen "hııı" diye kızgın kızgın parmağını sallıyor.

Bebek diyesim gelmiyor artık resmen, eşşek kadar çocuk mu oldu ne ? Daha bi de okula gidip insanı eleştirmeye filan başlayan versiyonları var bunların di mi? Hadi bakalım...

20 Şubat 2011 Pazar

Adam Maç Seyrederken Biz Napıyoduk ?


Sıkılldııımmm. Dıgıturk'e tek seferlik bayıldığı 36 TL ile, tek başına maç ortamı yaratmaya çalışıyor. Keşke arkadaşları ile izlemesi için gazlasaydım. Bir elinde bira, öbür eli stresli stresli saçlarında maç izliyoruz ablası. Aha bak şimdi de soruyo " Ne yazıyosun maçı mı yazıyosun"

Hayır hayatım senin maçın içimi şişirdi sıkıntıdan yazıyorum. Bak şimdi de baksana gole diyo. bebeğim baksam da ne anlıycam ki .Bak gene baksana. "OO güzel golmüş " diyorum. Bu seferde " Yalancıı" diyo. Ya evlendik bi de çocuk yaptık diye bu adam benle fazla mı içli dışlı oluyo ne ?

Neyse maç 90 dk, bi de arası var, ve ben maillerimi, facebooku, sözlüğü, ve gene aynılarını defalarca kontrol ettim. diziportta yeni dizi yok. İndirdiğim film inmek bilmedi. Ayrıcana buzdolabında da hayatımı hareketlendirecek hiçbi şey yok.

Böyle durumlarda hep yaptığım gibi hipnotize olmak için ekrana bakmak istiyorum, orada da beni hiç ilgilendirmeyen bir kaç adam maç yapıyor, Allahım çıldıriciim.

Kaderde varsa maç izlemek o zaman Burcu Esmersoy naifliğiyle yorumlayayım bari diyorum. Ama Aykut çok yaşlanmış ve F.B.'de türk futbolcu yok mu ambiyansında kalıyor laflarım.

Koca kişisi seni seviyorum ama bi daha ki sefere karısında yeterli dedikodu potansiyeli olan erkek arkadaşlarını çağırıp seyret maçları tamam mı.

8 Şubat 2011 Salı

Whitefest'teyiz!



Şirket olarak yer aldığımız ilk büyük işlerden, dondurucu soğukta , donan burunlar, içi su dolan kameralar ve sabahlara kadar devam eden partiler eşliğinde... Buyrun efendim Uludağ Whitefest, yeter ki içimiz üşümesin :)

2 Şubat 2011 Çarşamba

Defne...

Ekşi'de hakkında yazdığım entry...

"Benim onunkinden 6 ay kadar küçük bir oğlum var. sabahları işe giderken arkamdan içini çeke çeke ağlıyor. burnundan sümükleri akarken bir yandna da gözleriyle beni takip ediyor. ona doğru yaklaştığımda küçük ayakparmaklarının üzerinde yükseliyor dizlerime yapışıyor . tam konuşamasa da ne istediğini anlamamanın imkanı yok.
" beni kucağına al, beni bırakma, gitme, hep yanımda kal..."

ben de uzun uzun anlatıyorum, daha bir şey anlayacak yaşta olmamasına rağmen. bebeğim, bir kaç saate döneceğim diyorum. gelince seninle arabaları yarıştıracağız, gıdı gıdı yapacağız. gitmek korkutucu bir şey değil ki, mutlaka geri geliyorum bak. böyle yapma, hadi gel neşeli neşeli el sallayalım. tam ikna olmasa da ağlamıyor, nemli gözler ve somurtuk bir suratla beni uğurluyor.

işten dönünce bilerek zili çalıyorum, kapıyı açtıklarında pofuduk pofuduk koşuyor yanıma doğru , çığlıklar , kahkahalar. boynuma atlıyor, sen neredeydin der gibi ısırıyor bazen. beni daha önce kimse bu kadar sevmedi, bana bu kadar ihtiyaç dumadı.

sabahtan beri defne'yi düşünüyorum, bir de küçük bebeğini. benimki gibi o bebekte kesin. annesini bekliyor, nerede kaldı diye."