15 Eylül 2009 Salı

Bunu Yapan İnsan Olamaz


Bu aşağıda yazdıklarımı yapanlar uzaylı bence, son kararım.


- Girilmez tabelalı yola ters yönden girip gözlerinizin içine bakarak geri gitmenizi beklerken bir yandan da zevk için farlarını yakıp yakıp söndüren amcalar ,

- İzdivaç programında koca ararken ev ve emekli maaşını şart koşarken bir yandan da sırıtan 50 yaşındaki teyzeler,

- Tüm kibarlığınızla günaydın diyerek odasına girdiğiniz halde "sen , şunu yap, buraya gideceksin.." diye emirler vererek götünü ntavana değdiğini zanneden genç memur ,

- Allahın kaldırımına park ederken bilinmeyen bir gezegenden yolun kenarına ışınlanarak anlamsızca manevra yaptırdığı için para isteyen haydut tipli adam,

- Hamile kadınlara kilo almışsın diyen tek hücreli organizmalar ( ya ne olacağdı yarrr....sakin olmalıyım)

- Bozuk çıkan ürünü geri götürdüğünüzde "teknik servise gönderelim" diyip 1 aydır arayıp sormayan holding devşirmesi teknoloji marketleri

- Bayramda dünyaya inip ota boka burnunu sokan , densiz sorular soran ikinci derece akraba teyzeler,


Hepiniz Uzaylısınız!

6 Eylül 2009 Pazar

Benim Yerime Siz Yapın Bari...


Normal şartlar altında kadınların istediğinde yapabileceği çoğu şeyin değerini bilmediğini farkettim. Elinin altında kullanıma hazır bekleyen çoğu şeyin ne kadar önemli olduğunu, geçici süreyle de olsa mahrum bırakılınca anlayabiliyorsunuz. Şimdi , yapamadığım herşeyi benim için siz yapın bari , ben çocuğu doğurup yetişiyorum işallah.


- Topuklu ayakkabı giymek. Allahım nası bişeymiş bu topuklu ayakkabı giyememe olayı yahu ! Topuksuz ne giydiği yakışıyor insanın, ne yürüyüşü kadına benziyor. Tamam , her allahın günü topuklu ben de giymezdim ama , arada sırada güzel olmak istediğiniz günlerde olay topukludaymış.

- Dar pantalon ve kot. Allahınızdan bulun . sizi giydiğim günleri hatırlamıyorum bile. Sanki dünyaya lastikli belli hamile pantalonuyla geldim anasını satıyım. Şöyle insan dar kesim, kendini ince uzun gösteren bişeyler giyemedikten sonra neye yarar aynaya önden arkadan bakıp kendini beğenmeye çalışmak...Bu bol kesim lastikli belli şeyleri de yakacağım , çok ciddiyim.

- Bira, kalamar, midye, şarap ve sucuk. Evet çoğu kadıncaağızın haberi yok ama hamile kalınca bunların hepsi yasak bebeğim. Azcık bile yiyemiyorsun . Yiyenlere pis pis bakıyorsun. Boğazınızda kalsın demiyorum ama yani ne diyeceğimi de bilemiyorum açıkçası.

- Saç boyatmak. Üç ayda bir saç renginizi değiştirdiğiniz o günler geride kaldı. Merhaba pis pis sırıtan dipler, merhaba genç yaşımda kafama saldıran beyazlar, bi siz eksiktiniz.

- Yüzüstü yatmak. Bu güzel yatış şekli fizyonomik olarak imkansız olmasının yanında , zamanla eğilmek, bacak bacak üzerine atmak ve sırtüstü yatmak ta maziye karışan güzel hatıralara dönüşüyor..


Herşeye rağmen, son 7 haftama girdiğim bu güzel günlerde sabretmek daha kolay, hele ki , bunları uğruna çektiğiniz sıpanın ultrason ekranından size dil çıkardığını görünce :) İsteyen herkese nasip olsun diyorum tekrardan.

7 Ağustos 2009 Cuma

Yağmurlu Sabah


İki sabahtır İstanbul yağmurlu güne uyanıyor. İki sabahtır hücrelerimin yenilendiğini hissediyorum. Yağmuru bu kadar sevmemin sebebini bilmiyorum . Yatakta üzerime bir şey örtmeden uyumayı sevmemek gibi, üzerime yağmur bulutları örtününce daha güvende daha normal hissediyorum.

Sanki yağmurlu bir sabahta kötü hiçbir şey olamaz. Yağmurlu bir sabahta kötü giden şeyler düzelir. Yağmurlu bir sabahta ettiğim dualar kabul olur. Tüm manzara netleşir, samimileşir.

Bugün gene yağmur sesiyle uyandım. Sabahın körü, ama uykudan daha güzel uyanıklık dışarıda hava böyleyken. Penceremden görüneni paylaşayım istedim , çektim yukarı koydum.

Sanki bugün herkesin başına iyi şeyler gelecek, bekledikleri haberleri alacaklar, küstükleriyle barışacaklar, korktukları şeyleri alt edecekler. Yağmur bunların hepsini tek başına halledecek.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Doktorlara Hassasiyet Öğretin Beni Üzmeyin


Evet doktorumun her zaman ki jantiliğiyle bana bakıp adeta bir trt spikeriymişcesine "Kilo mu aldık biraz? " demesinin üzerinden ortalama 2 saat geçti. Dediklerini duymamış gibi yaparak , doktordan çıkınca Mayk Cafe 'de danalar gibi yiyip eve gelmiş bulunuyorum. Kilo mu aldın demesini umursamıyorum . daha doğrusu umursayamıyorum çünkü devamlı karnım acıkıyor.

Bi de zaten hamileyken kilo alıp yemek yemek serbest değil miydi bebişim ya ? Ben kilo aldıkça evrendeki her canlının bayram etmesi, beni olabildiğince tok tutmaya çalışması, aç kalmamdan herkesin delicesine korkması gerekmiyor muydu? Sen ne yaptığının farkında mısın doktor bey, bunları tıp fakültesinde öğretmediler mi sana?

Neyse, göbeğim arşa değmek üzere ve son 1 haftadır öksürüyorum. Doktorlar derin tahliller sonucu birşey bulamadı. Bir takım ilaçlar yazdılar, kullanacağımı zannetmiyorum. Bakalım artık duş alıp vantilatörün önünde titanik kızı olmamaya karar verdim. Belki öksürüğün sebebi budur.


Bebek 1 kiloyu geçmiş ve sanırım babasına benzeyecek. Madem tipi bana çekmeyecek gen havuzundan onun payına şeytani zekamın düşmüş olmasını diliyorum.


Bu arada bebek , dostum, senin henüz yatacağın yer bile hazır değil erken gelmeye filan kalkma olur mu? Yani , sen gelene kadar ayarlayacağız bir ortam ama en olmadı sığışırsın bi yerlere diye düşündük biz ? Bir de senden çok korkuyoruz geceler gündüzler ağlayıp çok afedersin ağzımıza edeceksin diye ama metin olmaya çalışıyoruz.

4 Ağustos 2009 Salı

Sabahın Köründe

- İrfan Değirmenci'nin Fox sabah haberlerine dönmesine sevindim. O yokken yanlış görmediysem ayrı ayrı iki başka spiker sunmaya çalıştı ama olmadı. Bence İrfan Değirmenci ileride iyi yerlere gelecek. Gelmezse de umurumda değil açıkçası, sorumluluk kabul etmiyorum.
- İlk zamanlar neyini sevmişim bilmiyorum, Maeve Binchy kitaplarını okuyamıyorum artık. Neden hep Dublin'e yakın küçük bir kasabada büyüyen bir grup genç insanı anlatıyorsun Maeve, bari büyüynce birbirlerine aşık olmaktan daha eğlenceli şeyler yapsın kahramanların. Ve dikkatimi çekmedi değil , her romanda özgür cinsellik yaşayan bir kızı kasabanın sürtüğü ilan ediyorsun, yakışıyor mu ?
- Şeker hamurlu üstü krema kaplı cupcakeleri yapan marifetli blog kadınları. Nasıl yapıyorsunuz ? Ben yaptım bu sıcakta fırının önünde hem anam ağladı hem de pek bir şeye benzemedi. Ömür mü geçer arkadaşım böyle pastane diye bir şey var.
- Etrafımdaki zayıf kadınlar. Ben doğurup kilolarımı verene kadar gözümün önünden kaybolun. Söz ben de ileride hamile bir kadının yanında süslü püslü dar kotlarla filan gezmicem.
- Biri birgün bana "Evimiz Holyywood'daki at suratlı kızı çok seveceksin" dese bu bana çok saçma gelirdi. Ama bu aralar Tori Spelling'i, 2 çocuk doğurmasını ve aile hayatını filan izliyorum ve seviyorum resmen.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Hamileyken Başınıza Gelecekler..


Daha önce hiç hamile kalmamış kadınlar, bence yeterince kandırıldınız. Hamile kalınca başınıza neler geleceğini yazıyorum bugün, buyrun;


- İlk aylar kilo almak diye birşey fazla yok. Onun yerine bol bol kusmak, tiksinmek, bazı yiyecekleri düşününce bile kaçmak var. Böğürtülerinize katlanabilecek bir koca bulduğunuza emin olun.

- Çalışan kadınlara Allah sabır versin çünkü ilk 4 ay devamlı uykunuz geliyor, depresyon battaniyesiyle kıvrılmak istiyorsunuz, kafanız hiçbir şeye basmıyor.

- Gene ilk aylar düşük yapma korkusuyla yaşıyorsunuz. Bu devrede çevrenizde ne kadar densiz insan olduğunu anlattıkları felaket hikayelerinden anlıyorsunuz.

- 4. ayın ortalarına doğru mide bulantıları geçiyor, karnınız henüz çok çıkmamış oluyor , birbuçuk ay kadar hamile olduğunuzu unutuyorsunuz. Hamile olduğunuzu size 6. ayda birden alıverdiğiniz 5- 10 kg hatırlatacak.

- Doktorun yanından hiç ayrılmak istemeyeceksiniz ama onu normal şartlar altında sadece ayda 1 kez göreceksiniz.

- Yapılan rutin testlerin sonucunu beklerken sabahlar olmayacak.

- Seks yapmayı bazen eskisinden çok isteyeceksiniz ama teknik imkansızlıklar sizi engelleyecek.

- Uyumak, oturmak, kalkmak hepsi ayrı birer macera haline gelecek.

- İstediğiniz her kaprisi ve manyaklığı yapabileceksiniz ve herkes bunu normal karşılayacak hatta aptal gibi sevinecekler siz böyle yaptıkça.

- Canınız yiyecek birşey çekince etrafınızdakiler hazırola geçecek .Mesela çok uzaktaki bir pastanenin bilmemneli pastasını canınız çekince bulup önünüze getirdiklerinde " Çekin şunu burdaaan" diye bağırabilirsiniz .Kimse bir şey demez.

- Sokakta gördüğünüz insanlar, markette karşılaştıklarınız, özellikle sizden büyük ve doğum yapmış kadınlar size ekstra şefkat gösterecek. Durduk yere tanımadığınız insanlar karnınızı okşayacak .

- İçinizde hep pis bir endişe duygusuyla yaşayacaksınız. Duyduğum kadarıyla anne olmak böyle birşeymiş zaten.

-Etrafınızdaki hemen hemen her kadından daha çirkin olduğunuz ve bunu inkar edemediğiniz garip bir deneyim yaşayacaksınız .

-5. aydan sonra karnınızda bebek hareket etmeye ve sizi korkudan altınıza ettirmeye başlayacak. Sonra buna alışacaksınız.

- 7. aydan sonra erken doğum endişesini yaşamaya başlayacaksınız.

- Yakınınızdaki bazı kadınlar tam bir gerizekalı gibi sizi kıskanacak.

- Anlamadığınız binlerce bebek aksesuarı ve giysisi satan megastorelarda mal mal etrafa bakıp kalacaksınız.

- Ve bunları yaparken aslında hep tek başınıza olacak ve güçlü durmak zorunda olacaksınız .


Evet bunlar işin özeti. ama rahminize düştüğü andan itibaren herşeyi ona feda edebileceğiniz değişik bir aşk da hissedeceksiniz. Bugüne kadar hiçbir şeyi sevmediğiniz gibi bir canlıyı sevip, onunla kimseyle kurmadığınız bir bağ kuracaksınız. Tam anlamıyla etinizden, kanınıdan vererek onu büyüteceksiniz.

İsteyen herkesin bir bebeği olmasını diliyorum .

2 Ağustos 2009 Pazar

Şiddetle Tavsiye Ediyorum..



- Sıcaklardan bunalanlara buzlu - tuzlu limonlu maden sodasını,

- İstanbul'da sıkılanlara Kilyos ve Ağva'yı,

- Sinemaya gitmek isteyenlere Harry Potter'ı,

- Pis bi şeyler yemek isteyenlere KFC'ı,

- Digiturk'u olanlara Grey's Anatomy'i,

- Alışveriş havasında olanlara Profilo AVM'yi,

- Çeşme'ye yolu düşenlere Ilıca Plajı'nı,

- Kocası horlayanlara 3M kulak tıkaçlarını,

- Yatırım için azıcık parası olanlara fiyatı dibe vuran altın piyasasını


ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM

1 Ağustos 2009 Cumartesi

En Son Aklımdan Geçenler


- I- phone dostum nasıl 3G sin, kameran bile yok püüüh çingene seni ...

- Starbucks "baristaları", kahvenin adını söyleyemeyince bi de düzeltmeyin ya burası Amerika mı benim adım da Amanda mı?

- Benim kendilerini aramadığımı düşünen tüm arkadaşlarım, sizi aramayı o kadar istiyorum ki, havalar bu kadar sıcak ve göbeğim bu kadar büyük ve günler bu kadar kısa olmasa...

- Hayatta çok az şey nikah yüzüğümün aniden parmağımın birinci boğumuna kadar bile geçmemeye başlaması kadar korkutmuştur beni .

- Küçük kız kardeşim, tamam sınavı üniveristeyi sallama dedik ama sen de bokunu çıkarttın çok afedersin.

- Sn. Fatih Çekirge , Hürriyet internette yazmalarına izin verdiğin o köşebaşlarının arasında bir yer bulsam çamurda bir pırlanta gibi parlayacağıma inanıyorum.

- Pizza Hut , 10 TL'ye sınırsız yiyoruz, teşekkür ederiz ama sence de sınırsıza koyduğun pizzalar adeta samanımsı , böyle malzemesiz uyduruk pizzalar değil mi?

- Bu yaz kuaför savaşları bence koyu renk saçlı tiki kızların sayıca sarışın tiki kızlara üstünlüğüyle sonuçlanacak. Kaynak ; Nişantaşı ve Çeşme

- Sn. Sema Çelebi, seni çok yanlış tanımışım...

-

31 Temmuz 2009 Cuma

Dünyanın En Kolay Börek Tarifi


Börek yapmak genelde çok zor yada insanın sadece annesinin yapabileceği bir şeymiş gibi lanse edilir. Tamamen palavra efendim. Misafir mi geliyor, sevgiline hava mı atacaksın , kocana becerikli bir karısı olduğunu mu ispatlayacaksın... Al sana " Dünyanın En Kolay Paçanga Böreği" tarifi;


400 gr kaşar peyniri , 2 domates, 2 yeşil biber, biraz yoğurt, milföy hamuru , çemensiz pastırma...


Kaşarları rendeliyorsun. Domates ve biberleri ufak ufak , ya kıyamam ben onlara, minik minik dilimliyorsun, hepsini bir kaba koyup biraz da yoğurt ve tuz ekliyorsun. Böylece harç malzemen hazır.

Sonra buzluktan çıkartıp yumuşattığın milföyleri tek tek alıp azıcık una buluyor ve oklava ya da yoksa bardak, o da yoksa boş pringles kutusuyla açıyorsun. Zaten yumuşamış olan milföyler boylarının 2-3 katı büyüyor, artık göz kararı, keyfine göre.

Böyle açtığın milföylerin içine harcımızı, üstlerine de çemensiz pastırma dilimini yerleştirip katlıyorsun. Artık o dizayn da senin keyfine göre. Sonra bu börekleri, mümkünse pişirme kağıdı serilmiş,

mümkün değilse yağlanmış tepsiye diziyoruz. 200 derecelik fırına atıyoruz. yarım saati bulmadan da yiyoruz. Üstlerinin aldığı renge göre kendiniz pişip pişmediğini anlayabilirsiniz .

Bu böreğin üzerine yumurta sarısı filan da sürülebilir ama ben pek sevmem, keyfiniz bilir.

Afiyet olsun.

30 Temmuz 2009 Perşembe

Zayıflama Diyetleri Çöpe!


Vücudundan memnun olan ne kadar az insan var değil mi? Ne halt etmeeye bilmiyorum ama kimse kendini beğenmiyor. En zayıf kadın bile daha zayıflamaya çalışıyor. Bilmiyorum akşamları birileri gelip aynalarımızla oynama mı yapıyor ruh sağlığımızı bozmak için ama, ben artık çok sıkıldım bu kısır döngüden. Etrafımda her yaz başı diyete giren, yanından geçen zayıf kızlara kıskançlıkla bakan, dakika hesabı spor yapan ve sonra da yedikleri bir dilim pasta için vicdan azabı çeken kadınlara laf anlatmaya çalışmaktan bıktım.

Hatunlar ! İş beyinde bitiyor. Ne kadar kaçarsanız, o pastalar, börekler, baklavalar, makarnlara sizi kovalıyor. Kilo almaktan korktukça, lokmalarınızı saydıkça kilo alıyorsunuz. Seni aç bırakmalıyım diye vücüdunuza kızdıkça, beyniniz yediklerini depolamayı emrediyor, su içseniz yarıyor. Bi rahat olun ya, kilo vermeye çalışarak ömür geçiren , hayatını hiç gelmeyecek zayıf günlerine erteleyen arkadaşlarım var resmen.

Acıkdıkça ye, doyunca bırak olarak özetleyebileceğim, dünyanın en mantıklı beslenme biçiminin zayıf insanların sırrı olduğuna inanıyorum . Bunu da ben demiyorum , Ozan Tunçer diye bir doktor söylüyor. Diyor ki; Vücuda küçük yaşlarda sokulan kısıtlama mikrobu, dengenizin bozularak çok kilo almanızın sebebi. Hiç bir şeyi kısıtlamadan, acıkınca yiyip, doyunca durun. Acıkmayı ve doymayı yeniden öğrenin . Ve son olarak ; Trilyonların döndüğü diyet sektörünün oyuncağı olmayın , hepsi uydurma. Tüm diyet kitapları çöpe !

Bu ilginç fikirleri benimseyebilecek kadar açık görüşlüyseniz buyrun sitesinin linki;



Bu adresten kitaplarını da ücretsiz indirebiliyorsunuz.

Yiyin bol bol ya canınız ne çekerse, kasmayın anasını satayım..

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Hayatımın En Mutlu Anıymış , Bilmiyordum...


Geçen yazın sonunda , Eylül ayının ortasında, tüm pisliğini kusmuş, boşalmış Çeşme'de yaptığım 15 günlük tatilin pek çok güzel anısı var. İstanbulluların terketmesiyle sokakları boşalan Alaçatı, Ayayorgi'de jet-ski biçecek derdi olmadan denize girmek, Dalyan'ın boş balıkçıları, Ilıca'da dalgalara salak çocuklar gibi zıplarken birileri görecek ne diyecek diye kasmamak...

Tam bir huzur detoksuna bünyeyi bırakmışken, her sahnede elimde Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi kitabı vardı. Plajdan plaja sürüklediğim bu kitap, sonbaharda yaptığım bu sessiz tatilin dokusuna ancak bu kadar uyabilirdi. Ne aşk acılarını etkileyici bulurum, ne ayrılıkları, ne obsesyonları. Ama Masumiyet Müzesi'nde farklı bir şeyler olduğunu okurken hissetmiştim.

Neyse efenim, üzerinden neredeyse 1 sene geçti. Bir sürü kitap okudum bu arada, elimden geldiğince yelpazenin geniş olmasını isterim okuduklarım söz konusu olunca. Yerlisi yabancısı bir sürü hikaye, bir sürü de yazar okudum bir sene boyunca.

Sonra demin nerden aklıma geldiyse, şu kararı verdim. Son 1 senede Masumiyet Müzesi , okuduğum en etkileyici kitaptı ! Bir senedir beni daha çok etkileyenini okumadım.,
Yani , nasıl anlatayım bıraktığı tadı, çok iyi basketbol oynayan bir adama , ya da çok iyi şarkı söyleyen bir kadına, kabullenmişlikle bakıp, "vay anasını" dersiniz ya. Bu kitapta da işte böyle bir büyü var. Sadece anlattığı konu değil, kelimeleri kullanış şekli. Sanki gizlice sayfaların arasına bir büyü üflemiş Orhan Pamuk. Nasıl anlatabileceğimi bilemiyorum.

Özetle,romanın ilk cümlesinde bile bir farklılık yok mu sizce ;


"Hayatımın en mutlu anıymış , bilmiyordum..."


24 Temmuz 2009 Cuma

3G = Gez, Göz , Garpacık?


Bu 3G şeysinin ne olduğunu tam olarak bize anlatmıyorlar mı bana mı öyle geliyor ? Evet , telefonla kameralı konuşmak süper, uzay yolu filan tamam ama bunu zaten msn 'den skype'dan yapmıyor muyuz ? Hem hepimizin telefonlarının önünde kamerada yok ki..

Ya da hızlı internet olacak diyorlar , ama benim bir şikayetim yoktu zaten hızımdan. Yani bir laptopla yapamayacağım ne var 3G'nin hayatımıza getireceği mucizeler arasında ?

Tamam , ben de biraz teknoloji cahiliyim gerçek bu , ama televizyondaki reklamlardan, ya da Ntv'ye çıkıp konuşan havalı adamların anlattıklarından daha fazla bir şey anlayamadım ben.

Biri bize anlatsın no'lur . Telefon çalınca açıvericem kamerada açılacak yani, ya tuvaletteysem ? Ya yataktan yeni kalmış ve yüzüm gözüm şişlikler içindeyse ? Arayan da bankadan kredi kartı satmaya çalışan çocukcaazsa, ayıp olmayacak mı ?

Seni anlamıyorum 3G. Her yerde sen varsın, reklamların her köşede. Merak ne güzel şey diyorlar. Bir kızla bir oğlan yolda çarpışıyor, aşık oluyorlar filan. Bi şeyler oluyor ben anlamıyorum , bön bön ekrana bakıyorum. En son birisi telefonunu 3G'ye uyumlu hale getirmek için , telefonun arkasındaki kameraya ayna tutarak konuşacağını söyledi, o noktada bir şeylerin saçma boyutlara geldiğini düşünüdüm. Sanırım çok fena gaza getiriliyoruz.

3G! Bence kendini daha iyi anlatmalısın!